Belgeselde Takvim Hazırlama

 

Önceki yazı

Belgesel, spontane gelişen bir dizi olayı başarılı bir şekilde kayda almayı, anlatıya uydurmayı ama bunları da yaparken sinematografiye de dikkat etmeyi gerektiriyor. Röportajları alırken tabi görsel olarak her şey kontrolünüzde oluyor.

Röportajlar saatlerce sürebilir, bunu yaparken eğer doğal ışık kullanırsanız güneşin gün içindeki hareketi ve ışığın rengi izleyicilerin algısını kolaylıkla değiştirebilir. Güneş, ufuk mesafesinde her 15 dakikada bir parmağınız kadar hareket eder, dört parmaklık güneşin ufuğa olan mesefesi ortalama 1 saatlik açıyı ve zamanı size verir. Güneş batmaya yaklaştıkça, atmosferde ışığın aldığı yol uzar, kırılmaya uğrar ve ışığın rengi kızıllaşmaya başlar. Bu da beyaz ayarında hızlı ve ciddi değişimlere yol açar.

Röportaja göre zamanınızı şekillendirecekseniz, kesinlikle doğal ışık olmayan bir yeri tercih edin, ışığınızı isteğinize göre ayarlayın ve röportajlarınızı çekin. Bu sayede istenmeyen sesler, ışıklar ve diğer dış etkenler gibi dertlerinizden kurtulmuş olursunuz. Tabi bu yöntem ışık ekipmanları konusunda maliyetinizi artırabilir ama kesinlikle hem belgeselinize olan algıyı değiştirir, hem de işinizi hızlandırır. Nihayetinde arkadaki bir kişinin durup kameraya bakması ve ona derdinizi anlatana kadar geçen süreden yırtmış olursunuz.

Varsayalım ki yeterli ışık ekipmanınız ve/veya stüdyo olarak değerlendirebileceğiniz bir yer yok. Bu durumda dışarıda çekim yapmanız gerekiyorsa güneşin açısı ve saati sizin için kritik değer kazanıyor. Kesinlikle öğle saatlerinin dik ışıklarını kullanmayın, ülkemiz yengeç dönencesine yakın olduğu için güneş büyük oranda dik geliyor. Göz, burun, kulak ve alın bölgelerinde uzun gölgeler oluşuyor. Gözler, izleyicilerin ilk odaklandığı bölgedir, hisleri aktarırken ses tonu ve mimikler kadar önemlidir. Bu yüzden göz konusuna azami dikkat göstermemiz gerekir.

Altın saatleri yakalamanız ve güneş ışınlarının açısının dar olduğu saatlere röportajlarınızı kaydırmanız en doğru hareket olacaktır. Burada da bu alt başlığa başlarken yazdığım paragraftaki konu karşımıza çıkıyor, hızlı olmanız ve ne alacağınızı bilmeniz gerekiyor. Bu püf noktaya kesinlikle dikkat etmelisiniz.

Belgeselleri belgesel yapan bana göre insert görüntülerdir. Göğüs plandaki bir kişi saatlerce uzman olduğu konu hakkında bilgi verebilir. Fakat bunu televizyon programlarındaki kişiler de yapabilir. Hatta bu kişiler, ellerindeki grafikleri ve görselleri kameraya göstererek pek güzel halledebilir. Yani bu televizyon programlarından farkınızın olması gerekir.

İzleyicilere ‘mezar’ dediğinizde stok sitelerinden bulduğunuz mezarların görsellerini kullanmanız hissedilir ve rahatsız eder. Çünkü sizin oluşturduğunuz görsel dile büyük ihtimalle çeşitli sebeplerden dolayı (örn. kültür yapısı) uymayacaktır. Kendi istediğiniz ve anlatınıza uygun şekilde ara görüntüler çekmeniz hayrınıza olacaktır. Örnek verdiğim için söylüyorum: Mezar çekerken aklınıza gelen tüm detayları çekmeniz gerekiyor. Mesela mezar taşında yazılan isimler, fatiha kısmı, tarihler ve varsa notlar ayrı ayrı alınmalı, ayak kısmındaki çiçek veya kuşlar için konulmuş su kapları ayrı ayrı alınmalı, tabi genel görüntüler unutulmamalıdır. Bu gibi tüm detaylar zaman ayırıp çekilmeli ve kurguda yeteri süre kadar çekilmelidir. Daha sonra kurguda ne kadarını kullanırsınız size kalmış ama detayları bol bol almayı mutlaka es geçmemeniz gerekir. Çeşitli kamera hareketlerini deneyerek farklı tatlar yakalayabilirsiniz. Bunu yapmak günümüzde oldukça maliyetsiz hale geldi, bir stabilizeri leblebi çekirdek parasına kiralayabilirsiniz.

İnsertleri toplarken, öğrencilerin yaptığı en büyük hata, röportajdan artan süreyi insert toplamaya ayırmaktır. Günün sızan son ışıklarına zar zor yetişirseniz bu görüntüleri de röportajın üzerine insert olarak bindirirseniz, farklı renk sıcaklıkları, farklı gren düzeyleri ile mücadele etmeniz gerekecektir. Bu durum eğer fazlaca hissedilirse izleyiciler tarafından kolaylıkla anlaşılabilir ve izleyiciyi anlatıdan koparabilir. Malesef üniversite festivallerinde pek bunu umursamazlar, zaten teknik bilen öğretim üyesi bulmak da pek kolay değil… Yüz yıllık bilgileri size aktarmaya çalışırlar, kendilerini tezlerinden sonra genellikle gram geliştirmezler, zaten yazdıkları tezlerin de her paragrafı bilmem kaç yıl önce yazılmış tezlerden alıntılarla kırpılarak biriktirilen bir potpori gibidir, onlara anlatı kursanız yeter, fakat Planet Earth serisini örnek vermekten de çekinmezler. Bu ciddi ciddi üzücü bir durum. Nitelikli ve işini güncel bilgilerle destekleyerek özveriyle yapan akademisyenleri ayrı tutmak lazım. Gece gökyüzü karanlık ama nokta nokta yıldızlar yol gösteriyor elbette… Özetle, insert toplarken, ayrı zaman yaratmak (bir başka gün), yaklaşık olarak benzer saatlerde görüntüleri toplamak hayrınıza olacaktır. Eğer aynı güne sıkıştırmak isterseniz, bir kişinin ayrıca insert alması da tercih edilebilir ama mümkünse yapmayın. Yönetmen olarak her şey kontrolünüzde olsun.

İnsertlere olabildiği kadar bol zaman ayırın, anlatınızı destekleyecek herşeyi çekin ama bunu yaparken de görselliğe özen gösterin.

Ulaşımınız için yolda geçecek süre, ekibin dinlenmesi için yeterli ve beslenmesi süre, ekibi ve konularınızı sıkmayacak ve keyifle çalışmalarını sağlayacak kadar boş zaman yaratmak çok önemlidir. Nihayetinde işiniz insanla ve işinizi insanlar yapıyor. Onların moralini yüksek tutmanız işinize doğrudan yansıyacaktır.

Eğer yazı serimi sevdiyseniz, lütfen paylaşmaktan çekinmeyin. Esen kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir