Belgesel Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gereken Konular

Uzun süredir sitede pek tuş tıkırdatmadım. Bugün kurgu sonrası yaratabildiğim bir boşluk anındayım. Tabi boş duramadım ve yazmak istedim. Okuyuculardan olumlu yorumlar duymak beni fazlasıyla mutlu etmeye yetti.

İçerikler yayınlanacakları mecralar için üretilirler. Festivaller için bir üretim söz konusuysa içerik başka, televizyon için üretiliyorsa içerik başka, Youtube için üretiliyorsa pek önemi yok, kokuşsun yeter. Gözlemlediğim, tecrübelediğim ve üzerinde düşündüğüm kadarıyla bu konuda sizlere bilgi vermeye çalışacağım. Unutmayın bu yazıdaki fikirler kişisel görüşlerimdir, kaynak vb. dayanaklarım yoktur.

İnsanlar yüzyıllardır kendilerini ifade etmek için görsel sanatları ve hikaye anlatıcılığını kullanıyorlar. Bu araçlar sayesinde yıllar boyu çeşitli teknikler geliştirdiler ve kalıplaştırdılar. Kalıpları yıkmak, ortadan kaldırmak elbette mümkün ama bunu altı dolu şekilde yapmazsanız, yıkmaya çalıştığınız kalıplardan oluşan zemin ilk depremi beklemeden, bıraktığınız anda çökecek bir yapınızı çökertecektir. Yaptım olducu olmayın, kendinizi  sanatçı olarak da görseniz, tüccar da görseniz siz siyasetçi değilsiniz.  Bu yüzden önce yolumuzu belirlemekte fayda var.

İkinci paragrafta belirttiğim üzere bunlar benim fikirlerim ve bu site benim sitem. Yani topun sahibi benim, bu yüzden belgeselleri kendimce sınıflandırabilirim. Bunu da şöyle yapacağım: Vimeo Öncesi (VÖ) – Vimeo Sonrası (VS). Şaka tabi. (1)

Konu: Festival için üretim

Festivaller, belirli konseptleri teşvik etmek için ortaya atılan izleti şenlikleridir. Bu sözümü değerlendirmenizi isterim. Konseptleri olan festivaller ülkemizde çok belirgin ve açıkçası dürüst şekilde kendilerini tanıtıyorlar. Aklınızda örnekler canlanmıştır diye tahmin ediyorum. Fakat dünyada bu iş daha sinsi gidebiliyor. Söz gelimi ‘gerilla’ usulü çekilen bir belgesel Cannes’ta daha az gösterim şansı bulabilirken, Sundance’ta baş tacı edilebiliyor. Bu yüzden amacınıza iyi karar vermenizde fayda var.

Tabi ‘ben sanatçıyım’ diye bir laf ortaya atarak, kâr amacı gütmediğinizi söyleyebilirsiniz ama varlıklı değilseniz sizi ciddi masraflara sokacak ve üzerinden para kazanmak isteyeceksiniz. Bunun aksini gerçekleştirdiğini iddia eden kişiler muhtemelen tek başarısız işinde pes etmiş kişilerdir. Kendilerini kandırmak adına bir şeyler  söylüyor olabilirler.

Festivalleri gözlemlediğim kadarıyla konu bütünlüğü ve yaratıcılık arasında büyük bir çekişme var. Gelenekçi insanlar genellikle konu bütünlüğünü savunurken, yenilikçiler ise yaratıcılığa önem veriyor. Fakat gri alanlar en ideal yerler olarak ince bir çizgide beliriveriyor. Lagrange Yörüngesi’ne benzetebilirim bu durumu. Fark etmişsinizdir, insanlar  genellikle uçlara gitmeye meyilli davranırlar. Bunu yapmamanızı içtenlikle öneriyorum. Karşıt görüşlü insanlar olabilir ve işinize burun kıvırabilirler, emeğinizi heba edebilirler. Fakat popüler akımı önceden sezmekte fayda var.

Göndereceğiniz festivalleri önceden belirleyip, son yıllarda nelere ödül verdiklerine dikkat etmeniz gerekiyor. Aynısını yapın demiyorum ama  aklınızda fikir oluşturacak kadar bilin. Sonra bilginizi, idealinizle harmanlayın  ve sonuca ulaşın. Festivallerden kabul aldıktan sonra muhtemelen web siteleri ve kitapçıkları için sizden bir ön yazı isteyeceklerdir. Bu ön yazı; ilgi çekici, marjinal karakterinizden beslenmemeli ve evrensel olmalıdır. Her ne kadar amacınız belliyse de siz bir denize olta atıyorsunuz ve hangi balığın çarpacağını bilmiyorsunuz. Yeminiz yayın balığını da cezbetmeli, mezgiti de.  Ön yazı için yazdıklarım fragman için de geçerli, tabi bu konuda kurgucunuzu iyi yönlendirmelisiniz. Kurgucu işinizi, sizin işinize yaklaşımınızı ve dahası sizi severse işin kalitesinin artacağına şüpheniz olmasın. Bu süreci iyi yönetmelisiniz. Siz işinizi kağıt üzerinde ne kadar bitirirseniz bitirin büyük bir gerçek sizi bekliyor:

Belgesel masada şekillenir. Fakat bu masa çalışma masanız değil, post-prodüksiyon masasıdır.

Konu: Televizyon için üretim

ZAP ZAP ZAP

Televizyon reyting mecrasıdır. İzleyici ölçümlerine dikkat etmeniz, izleyicinin neyi izleyip izlemediğine iyi karar vermeniz gerekir. Hiçbir televizyon kuruluşu sizin para getirmeyecek işinizle ilgilenmez. Sokaktan bihaber olmanız büyük bir eksidir. Siz de gözlemlemişsinizdir, medya sektöründe sözü geçen bazı tipler halka tepeden bakar, onların kültürünü düşük seviyeli olarak görür, kurmacalardaki medya patronlarını söylemiyorum. Unutmamanız gereken şey ise şu: Bu tipler halkın ne istediğini iyi bilir. Her nasıl bakarsa baksın, hep turnayı gözünden vurur. Halka tepeden bakın demiyorum, bu ahmaklık ve saygısızlık olur, demek istediğim bahsettiğim tipler bile seviyesini korumaya özen gösterir.

Televizyonlar için her saniye para demektir. Sektörün bu alanı büyük masraflarla yürür. Dolayısıyla ‘halkın sürekli izlediği’ belgeselleri yapmanız için ciddi bir zaman kısıtınız vardır. Planlama aşamasında çekim takviminiz bir kenara dursun, senaryonuzdaki kelimeleri saymanız gerekir (Evet, senaryo.). Her iki kelime bir saniyeye tekabül eder. Dolayısıyla DSF, ROP gibi konuşmaları iyice hesaplamanız, gerekirse anlatıcılara söyleyeceği herşeyi ezberletmeniz gerekebilir. Bu bilgi kurguda işinize yarayacak en kritik bilgi olabilir. Aksi durumda kurguda kelime atmaya gitmek zorunda kalabilir ve anlatınızı zedeleyebilirsiniz. Müzikten ve ara kısımlardan kısarım diyorsanız bu belgeselinizin ritmini artıracak ve verilmeyen esler yüzünden izleyici darlanacaktır. Hele konunuz ağırsa.

Konu ağırlığı demişken, farkındaysanız televizyonda tutunamayan bazı kişiler ve işler internet mecralarına kaymaya başladı. Artık 2015 öncesinde yaşamıyoruz, son yıllar bize içerikleri, internet platformlarıyla beraber leblebi-çekirdek kıvamında tüketilir hale getirdi. İzleyici sıkılırsa kapatır, kapatırsa algoritmalar içeriğinizi daha az göstermeye başlar. Bunun sonucunda daha az izlenirsiniz sonucunda da patlarsınız. Demek istediğim, izleyicilerin ekrandan kopamayacakları bir içerik sunmanız gerekir, günü ve saati takip ettirmeniz gerekir. İzleyici ”neyse, internetten izlerim” dememelidir. Ne yazık ki bunu yapacak belgesel üretmek ciddi anlamda zor bir süreç. Bu süreçte eğlendirmeye çalışırken çizginizi aşarsanız, bu sefer televizyon kuruluşu reytingler iyi olsa bile sizi şutlayabilir, yayına almayabilir, hatta anlaşmayı feshedecek bahane bulabilir.

Konu: Youtube için üretim

Youtube… Yutup, Yütuğb veya Yu-Tu-Be… Herkes farklı şekilde telaffuz edebilir ama buraya giren herkesin amacı eğlenmektir. Gelir seviyeniz, eğitim durumunuz, mesleğiniz ne olursa olsun eğer heykel değilseniz eğlenmek isteyeceksiniz. Youtube izleyici ve içerik üreticiyi amacına uygun şekilde bir araya getiren bir platform ve biraz çöpçatan uygulamalarına benzetiyorum. Herkesin niyeti belli. Ne yazık ki bu platformla ilgili belgesel üzerine pek bir şey söylemem zor.

Burası için üretim yapıyorsanız, içeriğinizi yüklediğiniz anda linç yiyebilir, tepki görebilir, dislike’a boğulabilir ve ağza alınmayacak hakaretlere maruz kalabilirsiniz. Bunları göze almanız gerekir. Youtube tamamen algoritmalar üzerine kuruludur. Rastgele şekilde çalışmaz, birçok parametre izlenmenizde etkilidir. Ayrıca bu algoritmalar sürekli aynı kişiler bal kaşığı yalamasın diye sürekli  değiştirilir ve yine Youtube eskisi gibi önüne gelene para dağıtan bir mecra olmaktan da çıkmak üzere. Alttaki videoyu izleyerek fikir edinebilirsiniz.

Youtube ciddi anlamda değişiyor, orijinal içerikleri teşvik ediyor, telif hakları için sert tedbirler ve kurallar uyguluyor ve bunlardan yediği cezalardan dolayı da topun sahibi olduğunu herkese haykırmaya başlıyor. Ülkemizde internet mecralarına sansür konusu uzun süre tartışılmıştı. Bunların farklı toplumlarda farklı sebepleri olabilir ama evrensel bir gerçek var: toplumlar, dünya savaşları öncelerinde olduğu gibi muhafazakarlaşmaya başlıyor. Hep ahlak bozuluyor desek bile insanlar bir sınır ve seviye istiyor ve bunun için atılan adımları artık destekliyor. Gündemde COPPA (Children’s Online Privacy Protection Act) diye bir konu var. (COPPA’dan önce hatırlarsanız SOPA yasası konuşulmuştu, dünya çalkalanmıştı.) Fakat COPPA’yı pek konuşan da olmadı. Fakat COPPA’nın zaman içinde çocuk içeriklerinden sonra diğer içeriklere de geleceği konusunda emin olabilirsiniz.

COPPA ne derseniz: http://www.coppa.org/coppa.htm

Bütün bu değişimlere ve kurallara adapte olduktan sonra yapmanız gereken ilk şey; seviyenizi belirlemek. Sonra planınızı belirleyip gece gündüz depar atmak… Youtube’da değişmeyen bir kural varsa o da: devamlılığın esas olduğu. Sürekli ve belirli periyotlarla içeriğinizi üretmeli, izleyici kitlenizi elinizde tutmalısınız. Sayfanızdaki içerikleri kategorize etmeli ve bu düzeni bozmamalısınız. Bunun size dönüşü faydalı olacaktır. Dikkat ettiyseniz Youtube’da konu işleyişine hiç değinmedim, çünkü bu platformda herşey rabarba işliyor. Üstelik Youtube gelirleri düştükçe, bu platformdaki kanalların televizyonlaşma eğilimleri de artacak ve bir düzene girmek durumunda kalacaksınız. Belgesel konularınız bu platformda her ne olursa olsun, amacından sapacaktır.

Esen kalın.

(1) Gerçek de olabilir.